Hayvani Gıdada “Antibiyotik” tehlikesi. | Antibiyotik, östorojen hormonu ve eşcinsellik bağlantısı

08:29 Mehmet Fahri Sertkaya 0 Comments

Sağlıklı beslenme, Sağlıklı Yaşam, Antibiyotikler, et ürünleri, gıda sağlığı, hormonlar, organik gıda, hayvani gıdalar, GDO,


Hayvan yeminde katkı maddesi olarak antibiyotik kullanımı yasak. Ancak kontrol mekanizması işlemeyen yerlerde kullanılıyor. Et ve süte geçen bu antibiyotik kalıntıları uzun vadede sağlığa zararlı. Besicilikte kullanılan hormonlar da vücut sistemini bozuyor.


Organik üretimin son yıllarda arttığı alanlardan biri de hayvansal ürünler. Organik et, süt, yumurta ve bal endüstriyel yöntemin alternatifi olmaya aday. Peki iki ürün arasında ne gibi farklar var. Organik et daha mı besleyici, konvansiyonel et daha mı az sağlıklı? Bu sorunun cevabı hayvanların beslenme şartlarıyla bire bir ilgili. Hayvan yemlerinin üretim şekli, yeme katılan katkı maddeleri, büyümeyi hızlandıran hormonlar, antibiyotik kullanımı ve yemin GDO’lu olup olmaması ile hayvan refahı en önemli parametreler. Dünyanın en büyük zincir restaurantı McDonald’s’ın geçtiğimiz günlerde ABD’de artık antibiyotikle beslenen tavuk kullanmayacağını açıklaması da tehlikenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Bilim insanları yem katkı maddesi olarak kullanılan antibiyotiğin kalıntısının o hayvan etini tüketen insana geçtiğini ve bünyede antibiyotik direncine neden olduğunu savunuyor. Zaten bu tehlike nedeniyle 2006’da AB ve Türkiye’de antibiyotiğin yem katkı maddesi olarak kullanımı yasaklandı. Mevzuata göre antibiyotik sadece hastalık ortaya çıkarsa tedavi amaçlı kullanılabiliyor. Ancak, uzmanların bir kısmı, başka bir alternatif olmadığı için hala antibiyotiğin yem katkı maddesi olarak kullanıldığı görüşünde. 

Fark ne?



Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yemler ve Hayvan Besleme Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ak, “Endüstriyel hayvansal ürünlerle organik hayvansal ürünler arasındaki en önemli fark, organik ürünlerin antibiyotik, hormon, kimyasal ilaç ve ağır metal kalıntıları içermemesi. Bu zararlı faktörleri hayvansal gıdalarla alırken fark edemeyebiliyoruz. Bu zararlı kalıntılar zamanla vücutta birikip ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyorlar” diyor.

‘Tedavi amaçlı olsa da risk var’


Ak, endüstriyel üretimle karşı karşıya olunan tehlikeleri de şöyle anlatıyor;


“Antibiyotiklerin yeme katılması AB’de olduğu gibi ülkemizde de yasak. Ancak, denetimlerin yetersiz olması halinde üretimde kullanılma riski var. Yem katkı maddesi olarak kullanılmasa bile hasta hayvanlarda tedavi amaçlı antibiyotik kullanıldığı durumlarda hayvan vücudunda yasal arınma süresi dolmadan tüketime sunulan ürünlerde antibiyotik kalıntı riski bulunmaktadır.”

Hormonlar cinsiyeti değiştirdi

Geçmişte hormon ve hormon benzeri maddelerin hayvansal üretimde verimi artırmak amacıyla kullanıldığına dikkat çeken Prof. Dr İbrahim Ak, “Günümüzde ABD gibi bazı ülkelerde konvansiyonel tarımda hala hayvansal üretimde belli miktarlarda kontrollü bir şekilde hormon kullanımına izin verilmektedir. Ancak, bu ürünleri tüketen insanlarda anormal doku büyümesi, hormonal metabolizmada bozukluklar ve buna bağlı cinsiyet karakterlerinde olumsuz etkileri nedeniyle hormonlar AB ülkeleri ve ülkemizde yasaklanmıştır” diye konuşuyor.


Dr. Sibel Alapala ise sığır yetiştriciliğinde hormon kullanılmadığına dikkat çekerek, “2001’de diyetil stil bestrol isimli hormon enjekte edilmişti. Neyse ki, Türkiye’ye gelmeden bu yasaklanmıştı. Bu eti tüketen çocuklarda östorojen hormonunun yüksek olmasına neden oldu ve erkek çocuklarda dişiye yönelik haraketler arttı” bilgisini veriyor.


Doç. Dr. Bahri Bayram Bayram da, “ABD’de yapılan bir araştırmada, hormon kullanılan etle, hormonsuz etle beslenen kadın denekler incelenmiş, hormonlu etle beslenen deneklerde meme kanseri riski 5 kat daha fazla olarak ölçülmüş” görüşünde.


Okul sütleri organik olmalı

Organik üretim esnasında hayvan refahına özen gösterilmesi nedeniyle hayvan vücudunda stres hormonlarının aşırı salgılanmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Ak, “Bir çok beslenme uzmanı özellikle bebeklerin, hamilelerin ve sağlık sorunu olan hassas bireylerin organik gıdalar tüketmelerini tavsiye ediyor. Gelişmiş ülkelerde özellikle bebeklerin ve 0-6 yaş çocukların organik ürünlerin tüketilmesi önerilir. Örneğin, Danimarka’da toplam süt üretiminin yüzde 20’sini organik süt üretimi oluşturuyor. Bu organik sütün büyük bir bölümü okul sütü programlarında çocukların tüketimine sunulmakta” diye konuşuyor.


‘Antibiyotik ete, süte geçiyor’


Peki organik sütle konvansiyonel süt arasında fark var mı? Organik süt sığırcılığı konusunda çalışmalar yapan Veteriner Hekim Dr. Sibel Alapala, “Antibiyotik ya da tıbbi kimyasal ilaçlar kullanırsanız et ve sütte o ilacın kalıntısı çıkıyor. Antibiyotik verildiğinde de süt 8 gün atılıyor. Endüstriyel hayvancılıkta ise antibiyotikli yem kullanımına rastlanılıyor. Havyanları hastalıktan korumak için antibiyotik veriliyor” diyor.


Gümüşhane Üniversitesi Kelkit Aydın Doğan MYO Organik Tarım Programı yöneticisi Doç. Dr. Bahri Bayram da kontrol mekanizmasının tam işlemediği yerlerde ara ara kullanıldığına ilişkin tespitlerin olduğu görüşünde. 


Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni ve Hayvan Besleme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Metin Petek, konvansiyonel yöntemle üretilen tavukların sağlık riski taşımadığı görüşünde. Çiftliklerdeki kanatlı hayvanların beslenmesinde kullanılan yemlerdeki katkı maddelerinin izin verilen katkı maddeleri olduğunu kaydeden Petek, “Bunlar yeme karıştırılan vitamin, mineral, enzimler, organik asitler, probiyotiklerden oluşuyor. Eskiye göre kontroller çok daha iyi şekilde yapılıyor” diyor.



0 yorum: